Aniden Bastıran Ağrının Sebebi Böbrek Taşı Olabilir

Böbrek taşlarının en sık 20-50 yaş arası erişkinlerde görüldüğünü işaret eden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, “Eskiden her 3 erkek hastaya karşılık yaklaşık 1 kadın böbrek taşı şikayeti yaşarken, günümüzde bu fark kapandı ve oran 2’ye 1 seviyesine kadar geriledi. Dolayısıyla, kadınlarda böbrek taşı görülme oranı geçmişe göre arttı” dedi.

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, böbrek taşlarının oluşumu, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında uyarılarda bulunarak, düzenli sıvı tüketimi, dengeli beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerinin böbrek sağlığını korumada hayati önem taşıdığını söyledi.

Böbrek taşlarının, idrarda bulunan mineral ve tuzların zamanla kristalleşmesi sonucu oluştuğunu belirten Prof. Dr. Kaplan, normal şartlarda bu maddelerin idrarla vücuttan atıldığını ifade ediyor. Ancak yeterli sıvı tüketilmemesi, idrarın yoğunlaşması ve bazı metabolik sorunlar taş oluşumunu kolaylaştırabiliyor. İlk başta mikroskobik boyutta olan kristaller zamanla birleşerek taş haline geliyor. Genellikle böbreklerde oluşan bu taşlar, üreter ve mesane gibi idrar yollarının farklı bölgelerinde de görülebiliyor.

Böbrek taşlarının her yaş grubunda ortaya çıkabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Kaplan, en sık 20-50 yaş aralığındaki yetişkinlerde görüldüğünü belirtiyor. Toplumda yaklaşık her 10 kişiden biri hayatının bir döneminde böbrek taşı problemi yaşayabiliyor. Son yıllarda bu oranın artış göstermesinde hareketsiz yaşam tarzı, obezite, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve metabolik hastalıkların etkili olduğu düşünülüyor. Geçmişte erkeklerde daha yaygın olan böbrek taşı, günümüzde kadınlarda da daha sık görülmeye başladı. Uzmanlara göre bu değişimde özellikle obezite ve diyabet gibi hastalıkların artışı önemli rol oynuyor.

Prof. Dr. Kaplan, böbrek taşlarının oluşumunda etkili olan başlıca faktörleri şöyle paylaştı:

“Yetersiz su tüketimi, aşırı tuz kullanımı ve hayvansal protein alımı, fazla C vitamini, ailede taş öyküsü, metabolik hastalıklar, idrar yolu enfeksiyonları ve üriner sistemin yapısal bozuklukları taş oluşumunu artırır. Çocuklarda genellikle metabolik nedenler ön plandadır. Hareketsizlik ve obezite de önemli risk faktörlerindendir.”

Böbrek taşlarının en yaygın belirtisinin aniden başlayan ve oldukça şiddetli hissedilen yan ağrısı olduğunu belirten Prof. Dr. Kaplan, bu durumun tıpta “renal kolik” olarak adlandırıldığını ifade ediyor. Genellikle bel bölgesinde başlayan ağrı, zamanla kasık bölgesine doğru yayılabiliyor. Taşın üreterde ilerlemesi durumunda sık idrara çıkma, sürekli idrar yapma isteği gibi şikayetler de görülebiliyor. Bunun yanı sıra idrarda kan, mide bulantısı, kusma ve idrar yaparken yanma gibi belirtiler de ortaya çıkabiliyor. Ağrının şiddeti ise taşın büyüklüğüne, bulunduğu yere ve idrar akışını ne ölçüde engellediğine göre değişiklik gösteriyor.

Bazı böbrek taşlarının uzun süre hiçbir belirti vermeden vücutta kalabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kaplan, bu tür taşların çoğu zaman tesadüfen fark edildiğini söylüyor. Genellikle başka bir şikayet nedeniyle yapılan ultrason ya da tomografi incelemelerinde ortaya çıkan bu “sessiz taşlar”, fark edilmediği takdirde böbrek fonksiyonlarına zarar verebiliyor. Hatta ilerleyen durumlarda böbreğin tamamen işlevini kaybetmesine kadar ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri büyük önem taşıyor.

Böbrek taşı oluşumunu önlemede yeterli sıvı tüketiminin kritik rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Kaplan, günlük sıvı alımının 1,5 litrenin altına düşmesinin riski artırdığını belirtiyor. Uzmanlara göre ideal olan, gün içine yayarak yaklaşık 2,5–3 litre sıvı tüketmek. Bu sayede idrar daha seyrek hâle gelir ve kristal oluşumu zorlaşır.

Ayrıca aşırı tuz tüketimi, fazla hayvansal protein alımı ve oksalat açısından zengin besinler (ıspanak, pancar, çikolata ve bazı kuruyemişler) taş oluşumunu tetikleyebiliyor. Yüksek dozda alınan C vitamini de vücutta oksalata dönüşerek riski artırabiliyor. Dengeli ve bilinçli beslenme ile yeterli su tüketimi, böbrek sağlığını korumada önemli rol oynuyor.

Böbrek taşlarının tedavisinde taşın boyutu, bulunduğu bölge ve böbreğin genel durumu belirleyici oluyor. Prof. Dr. Kaplan, küçük taşların çoğu zaman bol sıvı tüketimi ve ilaç tedavisiyle kendiliğinden düşebildiğini belirtiyor. Daha büyük veya ağrıya neden olan taşlarda ise farklı tedavi yöntemleri devreye giriyor.

Günümüzde en sık kullanılan yöntemler arasında vücut dışından şok dalgalarıyla taş kırma (ESWL), endoskopik cerrahi uygulamalar, perkütan nefrolitotomi (PNL), laparoskopik ve robotik cerrahiler yer alıyor. Açık cerrahi ise artık oldukça nadir tercih ediliyor.

Böbrek taşlarının yeniden oluşmasını önlemek için öncelikle taşın türünün belirlenmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Kaplan, kişiye özel önlemler alınmasının önemine dikkat çekiyor.

Düzenli ve yeterli su tüketimi, tuz ve hayvansal proteinin sınırlandırılması, dengeli beslenme ve aktif bir yaşam tarzı taş oluşumunu büyük ölçüde engelleyebiliyor. Bazı hastalarda ise doktor kontrolünde koruyucu ilaç tedavileri uygulanabiliyor.

Kaynak Ve Görsel:https://www.cumhuriyet.com.tr/saglik/ani-agriya-dikkat-bobrek-tasi-her-10-kisiden-1-inde-goruluyor-2488860

Düzenleme Tarihi:23.03.2026 14:18



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back To Top