Usta fotoğraf sanatçısı Ahmet Ertuğ’un yeni sergisi “Beyond the Vanishing Point”, Le Stanze della Fotografia’da sanatseverlerle buluştu. Sergi, 6 Nisan’a kadar ziyaret edilebilecek.
Ertuğ’un erişimi sınırlı ya da çoğu zaman gözlerden uzak kalmış mimari yapılara odaklandığı sergi, Ayasofya’dan Pantheon’a uzanan 29 büyük ölçekli fotoğraftan oluşuyor.
Mimarlıktan Fotoğrafa Uzanan Yolculuk
Mimarlık eğitimi alan Ertuğ, 1968-1974 yılları arasında Londra’da öğrenim gördüğü dönemde sık sık Venedik’i ziyaret ettiğini belirtiyor. Eğitim aldığı Architectural Association School of Architecture’da anlatılan “insan odaklı huzurlu kent” anlayışının karşılığını özellikle İtalya şehirlerinde bulduğunu ifade ediyor.
Mezuniyetinin ardından İran’da tarihi kentlerin koruma planları üzerine çalışan sanatçı, daha sonra Japon Vakfı’nın profesyonel fellowship bursuyla Japonya’da bir yıl boyunca tapınakları, bahçeleri ve geleneksel konut mimarisini fotoğrafladı. Japon fotoğrafçı Yukio Futagawa’nın çalışmalarından etkilendiğini dile getiren Ertuğ, bu dönemin sanatsal bakışını belirlediğini söylüyor.
Türkiye’ye Dönüş ve Mimari Miras Çalışmaları
Türkiye’ye dönüşünde, mimar Sedad Hakkı Eldem ile kurduğu yakın ilişki sanat hayatında önemli bir yer tutuyor. 1980’li yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı için İstanbul’un tarihi alanlarına yönelik koruma planlarının hazırlanmasını yöneten Ertuğ, bu süreçte kentin mimari mirasını yakından inceleme fırsatı buldu.
Sanatçı, bugüne kadar 30’dan fazla kitap yayımlayarak mimari fotoğraf alanında kendine özgü bir yayın dili oluşturdu.
İtalya’dan Akdeniz’e Uzanan Seçki
“Beyond the Vanishing Point”, İtalya’nın mimari mirasını ve Akdeniz dünyasıyla kurduğu tarihsel etkileşimi odağına alıyor. Sergide yer alan 28 eser; katedraller, saraylar, tiyatrolar, kütüphaneler ve müzeleri betimliyor.
Öne çıkan yapılar arasında Roma’daki Pantheon, Aziz Petrus Bazilikası ve Venedik’teki Teatro La Fenice yer alıyor.
İstanbul’u temsilen ise Ayasofya’nın görkemli kubbesi serginin merkezine yerleştirilmiş durumda.
Ayasofya ve Pantheon Arasında Mimari Diyalog
Ertuğ, Ayasofya’nın kubbesini özellikle Venedik ile İstanbul arasındaki tarihsel bağa dikkat çekmek amacıyla seçtiğini belirtiyor. İpek Yolu üzerinden gelişen ticari ve kültürel ilişkilerin iki şehir arasında güçlü bir etkileşim yarattığını ifade eden sanatçı, sergide Pantheon’un kubbesi ile Ayasofya’nın kubbesini karşılıklı bir diyalog içinde konumlandırıyor.
Bu iki anıtsal yapı, farklı coğrafyalarda yükselmiş olsalar da ortak bir mimari sezgi ve evrensel estetik arayışı temsil ediyor. Ertuğ’a göre bu karşılaşma, Doğu ile Batı arasında yüzyıllar boyunca süregelen kültürel alışverişin de simgesel bir anlatımı niteliğinde.
Venedik’te sanatseverlerle buluşan sergi, mimarlık tarihine fotoğraf aracılığıyla yeni bir bakış sunarken; İstanbul ile Venedik arasındaki derin tarihsel ilişkiye de görsel bir vurgu yapıyor.

Düzenleme Tarihi: 28.02.2026 15:16





